Manavgat Side Turistik Otelciler Birliği (MASTOB) Başkanı Zafer Süral, bölgedeki turizm sezonunun başlangıcında yaşanan durgunluğun yerini toparlanma sürecine bıraktığını açıkladı. Yılın ilk çeyreğinde küresel ölçekteki bölgesel gerilimlerin etkisiyle ciddi bir rezervasyon düşüşü yaşayan Türk turizm sektörü, hükümetin ve ilgili kurumların aldığı önlemlerle yeniden yükselişe geçti. Özellikle İran, İsrail ve ABD eksenli gerilimlerin turizm üzerindeki baskısı, tanıtım atağıyla birlikte hafifletilmeye çalışılıyor. Turizm profesyonelleri, sezonun genelinde geçen yılın rakamlarını yakalamayı ve hatta bu rakamların üzerine çıkmayı hedeflediklerini belirtiyor.

Şubat ayında patlak veren jeopolitik krizler, turizm sezonunun henüz başındayken rezervasyonlarda yüzde 70 seviyelerine varan dramatik kayıpların yaşanmasına neden olmuştu. Ancak Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı'nın (TGA) devreye girmesiyle birlikte yürütülen başarılı algı yönetimi çalışmaları, sektördeki olumsuz havayı hızla dağıttı. Bu stratejik hamleler sayesinde, başlangıçtaki yüksek kayıp oranları yüzde 20 seviyelerine kadar gerilemiş durumda. Sektör temsilcileri, bu toparlanmanın yaz sezonu boyunca devam edeceğini ve turist ilgisinin tekrar canlılık kazandığını ifade ediyor.

Turizm sektörü için kritik bir dönüm noktası olan Kurban Bayramı tatilinin 9 güne çıkarılması kararı, iç pazardaki hareketliliği artıracak en önemli unsurlardan biri olarak görülüyor. Geçmiş yıllarda da benzer tatil düzenlemelerinin sektörde büyük bir canlanma yarattığı göz önüne alındığında, bu kararın ekonomiye ciddi bir katkı sağlayacağı aşikardır. İç turizm, Türk vatandaşlarının tatil alışkanlıklarını koruması sayesinde kriz dönemlerinde bile sektörün en büyük destekçisi olmayı sürdürüyor. Yerli turistin ilgisi, tesislerin doluluk oranlarını stabilize eden en önemli faktör olarak öne çıkmaya devam ediyor.

Sektörün yaşadığı maliyet baskılarına dikkat çeken Zafer Süral, konaklama vergisinin yüzde 2'den yüzde 1'e indirilmesini olumlu bir adım olarak nitelendirdi ancak bunun yeterli olmadığını vurguladı. Artan işletme maliyetleri ve döviz kurundaki dengesizlikler karşısında otelcilerin daha kapsamlı desteklere ihtiyaç duyduğunu belirten Süral, KDV desteği ve vergi düzenlemelerinin şart olduğunu ifade etti. Özellikle Avrupa pazarında, özellikle Almanya ve İngiltere gibi ülkelerde yayılan olumsuz söylemlerin rezervasyonları kısıtladığına değinen Süral, bu algının kırılması için diplomatik ve tanıtımsal adımların devam etmesi gerektiğini savundu.

Uzmanlar, küresel çapta yaşanan petrol fiyatlarındaki dalgalanmaların ve Hürmüz Boğazı gibi stratejik noktalardaki gerilimlerin uçak yakıt maliyetlerini artırarak turizmi dolaylı yoldan etkileyebileceği konusunda uyarıyor. Rusya pazarındaki hareketlilik başlasa da, fiyatların rekabetçi seviyelerde seyretmesi nedeniyle istenilen karlılık oranlarına henüz ulaşılamadığı belirtiliyor. Türkiye'nin kriz ortamlarını yönetme konusundaki tecrübesi, sektörün bu tür küresel risklere karşı daha dirençli olmasını sağlıyor. Doğru risk yönetimi ve proaktif önlemler, Türkiye'nin turizmdeki global rekabet gücünü koruması adına hayati bir önem taşıyor.

Sonuç olarak turizm sektörü, tüm zorlu koşullara rağmen umudunu koruyor ve sezonun geri kalanı için iyimser bir tablo çiziyor. Tatil planı yapan vatandaşların erken rezervasyon fırsatlarını değerlendirmesi, hem sektörün desteklenmesi hem de daha uygun fiyatlarla tatil yapılması açısından büyük önem arz ediyor. Türkiye'nin sunduğu zengin turizm olanakları, dünyadaki birçok rakibine göre daha kaliteli ve çeşitli deneyimler vaat etmeye devam ediyor. Herkesi, bu yaz Türkiye'nin eşsiz güzelliklerini keşfetmeye ve ülke ekonomisine katkıda bulunmaya davet ediyoruz.