Türk savunma sanayiinin öncü kuruluşu Aselsan, Borsa İstanbul’da tarihi bir başarıya imza atarak piyasa değerini 2 trilyon lira seviyesinin üzerine taşıyan ilk şirket olma unvanını kazandı. 4 Mayıs 2026 tarihinde gerçekleşen işlemlerde hisse fiyatının 442 liraya ulaşmasıyla birlikte şirket, BIST 100 endeksindeki liderliğini açık ara pekiştirdi. Yılbaşından bu yana yatırımcılarına yüzde 91 oranında getiri sağlayan Aselsan, Türkiye’nin ekonomik istikrarı ve jeopolitik konumunun yarattığı güven ortamından en çok faydalanan kurumların başında geliyor. Orta Doğu’daki artan çatışma ortamı ve küresel savunma harcamalarındaki yükseliş, şirketin ihracat odaklı stratejisiyle birleşerek hisseler üzerinde güçlü bir alım baskısı yarattı.
Şirketin bu devasa yükselişi, aslında yılın başından itibaren gözlemlenen istikrarlı bir ivmenin doğal bir sonucu olarak değerlendiriliyor. Yıla 230,20 TL fiyat seviyesinden başlayan Aselsan hisseleri, her geçen ay uluslararası rakiplerinden pozitif yönde ayrışarak yatırımcıların odağı haline geldi. Özellikle şirket yönetiminin teknoloji transferi ve yurt dışı pazarlardaki etkinliğini artırma çalışmaları, piyasa oyuncuları tarafından yakından takip ediliyor. Borsa İstanbul verilerine göre, bugün itibarıyla ulaşılan 2 trilyon liralık piyasa değeri, sadece şirketin değil, aynı zamanda Türk savunma sanayiinin geldiği noktanın da küresel ölçekteki tescili niteliğini taşıyor.
Aselsan’ın bu rekoru, geçen yılın eylül ayında 1 trilyon lira barajını aşarak elde ettiği "ilk şirket" unvanının üzerine inşa edilen bir başarı hikayesidir. O dönemde piyasalar tarafından büyük bir şaşkınlıkla karşılanan 1 trilyonluk değerleme, kısa sürede ikiye katlanarak şirket tarihinin en güçlü finansal dönemlerinden birine dönüştü. Geçtiğimiz yıllarda savunma sanayii odaklı projelerin yerlileştirilmesi adına atılan adımlar, bugün şirketin bilançosuna ve piyasa değerine doğrudan yansımış durumda. Bu süreç, Türk borsasının derinleşmesi ve yerli yatırımcının stratejik önemi olan sanayi devlerine olan güveninin bir göstergesi olarak kabul ediliyor.
Piyasa analistleri ve yatırım dünyasının önde gelen isimleri, Aselsan’ın bu başarısını savunma teknolojilerinde ulaşılan bağımsızlık vizyonuna bağlıyor. Yatırımcılar, şirketin Orta Doğu'daki gerilimlere rağmen ihracat pazarını çeşitlendirmesini ve teknolojik Ar-Ge faaliyetlerini kesintisiz sürdürmesini büyük bir takdirle karşılıyor. Şirket yönetimi cephesinden yapılan değerlendirmelerde ise bu başarının sadece rakamlardan ibaret olmadığı, Türkiye'nin savunma kapasitesini artıran yerli üretim projelerinin küresel çapta kabul görmesinin bir neticesi olduğu vurgulanıyor. Borsa İstanbul çevrelerinde ise Aselsan’ın ulaştığı bu büyüklüğün, diğer savunma sanayii yan sanayi kuruluşları için de ciddi bir motivasyon kaynağı olduğu ifade ediliyor.
Ekonomi uzmanları, Aselsan’ın piyasa değerindeki bu artışı, Türkiye’nin savunma sanayiindeki "pozitif ayrışma" olarak tanımlıyor. Uluslararası piyasalarda savunma hisselerine olan ilginin genel olarak arttığı bir dönemde, Aselsan'ın hem yüksek teknoloji üretimi hem de mali disipliniyle rakiplerinden daha hızlı büyüdüğü gözlemleniyor. Karşılaştırmalı veriler incelendiğinde, listenin ikinci sırasında yer alan Destek Faktoring ile aradaki makasın oldukça açıldığı ve Aselsan’ın BIST 100 endeksindeki ağırlığının tarihi seviyelere ulaştığı görülüyor. Uzmanlar, şirketin önümüzdeki dönemde yeni ihracat anlaşmalarıyla bu yükseliş trendini koruyabileceğini, ancak piyasalardaki küresel risklerin dikkatle izlenmesi gerektiğini belirtiyor.
Önümüzdeki günlerde yatırımcıların gözü, şirketin açıklayacağı yeni dönem bilançolarında ve imzalayacağı olası uluslararası savunma sözleşmelerinde olacak. Piyasa değeri 2 trilyon lirayı aşan Aselsan için beklentiler, büyümenin sürdürülebilir bir şekilde devam etmesi ve şirketin küresel savunma devleri arasındaki konumunu daha da yukarılara taşıması yönünde. Yatırımcılar, bu tür stratejik şirketlerdeki uzun vadeli pozisyonlarını korumanın önemine dikkat çekerken, piyasa oynaklığına karşı temkinli olunması gerektiği de hatırlatılıyor. Borsadaki bu rekor gelişmeleri yakından takip etmek, Türk ekonomisinin savunma sanayii üzerinden nasıl bir güç merkezi haline geldiğini anlamak adına büyük önem arz ediyor.