Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, 4 Mayıs 2026 tarihinde yaptığı açıklamalarda, Türkiye'nin ihracat verilerindeki rekor artışa dikkat çekerken, bu ivmenin kalıcı hale getirilmesi için acil yeni politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Nisan ayında yüzde 22,3 oranında bir yükselişle 25,4 milyar dolara ulaşan ihracat rakamları, şimdiye kadar kaydedilen en yüksek Nisan ayı verisi olarak tarihe geçti. Gültepe, özellikle son 1,5-2 aydır küresel pazarlardan gelen talep artışının, Türk ekonomisi için önemli bir fırsat penceresi sunduğunu ifade etti. Bu büyümenin tesadüfi olmadığını belirten TİM Başkanı, savaş sonrası oluşan yeni küresel konjonktürde Türkiye’nin konumunu koruması için stratejik adımların şart olduğunu belirtti.
İhracat verilerinin detaylarına bakıldığında, Mart ayında ciddi bir gerileme yaşayan Körfez Bölgesi’nde Nisan ayında yüzde 15,6’lık bir toparlanma görülmesi dikkat çekici bir gelişme oldu. Gültepe, bu toparlanmanın bir anda gerçekleşmediğini, sektörel bazda yavaş ve emin adımlarla ilerlediğini ifade ederek lojistik avantajların önemine vurgu yaptı. Türkiye'nin Avrupa pazarına olan yakınlığı ve güçlü tedarik altyapısı, küresel risklerden kaçınan müşterilerin tercihlerini yeniden Türkiye’ye kaydırmasına neden oldu. Özellikle üç yıl önce Türkiye ile çalışan ancak maliyetler nedeniyle uzaklaşan birçok firmanın, yaşanan tedarik zinciri krizleri sonrası yeniden Türk üreticilere yöneldiği gözlemleniyor.
Bu gelişmenin tarihsel arka planı incelendiğinde, Türkiye’nin ihracat stratejisinde daha önce yaşanan dalgalanmaların, küresel jeopolitik krizlerle doğrudan bağlantılı olduğu görülmektedir. Geçtiğimiz yıllarda Türkiye'nin maliyet artışları nedeniyle rekabetçiliğini yitirdiği dönemler, bugün yerini yeniden bir talep artışına bırakıyor. Savaş öncesi ve sonrası dönemler arasında keskin bir ayrım yapan Gültepe, eski yöntemlerin artık yeterli olmadığını ve yeni dünya düzenine uygun politikaların geliştirilmesinin elzem olduğunu savunuyor. Türkiye'nin dünya genelinde ilk 10 ihracatçı ülke arasına girme hedefi, bu tür yapısal dönüşümleri zorunlu kılan en temel motivasyon kaynağı olarak öne çıkıyor.
TİM Başkanı Mustafa Gültepe, şirketlerin kârlılık oranlarının ihracat artışıyla paralel bir şekilde büyümesi gerektiğinin altını çizerek, vergi düzenlemeleri konusunda da önemli mesajlar verdi. Kurumlar vergisinin düşürülmesinin, para kazanan firmalar için oldukça olumlu bir adım olduğunu belirten Gültepe, bu durumun ihracatçıların daha büyük yatırımlar yapmasına olanak sağlayacağını ifade etti. İhracatçıların yüzünü güldüren bu rakamların, sadece bir başarı hikayesi değil, aynı zamanda geleceğe dönük bir yatırım potansiyeli taşıdığını dile getirdi. Sektör temsilcileri de Gültepe'nin bu yaklaşımını destekleyerek, özellikle üretim maliyetlerini düşürecek teşviklerin artırılması yönündeki beklentilerini dile getirdiler.
Ekonomistlerin görüşlerine göre, Türkiye’nin Nisan ayında 26 sektörün tamamında yeşil tablo çizmesi, ihracatın tabana yayıldığını ve genel bir toparlanma sürecine girildiğini gösteriyor. Uzmanlar, Türkiye’nin coğrafi konumunu bir avantaj olarak kullanmaya devam etmesi durumunda, rekabetçilik kapasitesinin daha da artabileceğini belirtiyorlar. Ancak, küresel enflasyon ve enerji maliyetleri gibi risklerin göz ardı edilmemesi gerektiği, aksi takdirde elde edilen bu kazanımların kısa vadeli kalabileceği uyarısında bulunuyorlar. Karşılaştırmalı analizler, Türkiye’nin rakiplerine kıyasla üretim esnekliği konusunda daha güçlü olduğunu, bu esnekliğin ise doğru politikalarla desteklenmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Sonuç olarak, Türkiye’nin ihracattaki bu başarılı performansı, doğru stratejilerle desteklendiği takdirde uzun vadeli bir refah artışına dönüşme potansiyeli taşıyor. TİM Başkanı Gültepe’nin çağrısı, kamu ve özel sektör iş birliğinin, özellikle savaş sonrası oluşan yeni piyasa koşullarında daha da güçlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Okuyucuların ve ihracatçıların, önümüzdeki dönemde açıklanacak olan yeni ekonomik paketleri ve sektörel destekleri yakından takip etmeleri büyük önem arz ediyor. Türkiye, ihracata dayalı büyüme modelini sürdürülebilir kılmak adına, her sektörün kendi içinde yaşadığı sorunları çözen ve rekabet gücünü artıran bir yol haritasını hızla uygulamaya koymalıdır.