İran Meclis Başkan Yardımcısı Ali Nikzad, Hürmüz Boğazı’nda küresel enerji ticaretini derinden etkileyecek yeni bir yönetim planının devreye alındığını duyurdu. 2 Mayıs 2026 tarihinde Bender Abbas kentinde yaptığı açıklamalarda Nikzad, boğaz üzerindeki geçiş protokollerinin artık 12 maddelik katı bir çerçeveye oturtulduğunu belirtti. Bu stratejik hamlenin temelinde, İsrail gemilerinin bölgeden geçişinin tamamen yasaklanması ve İran'a karşı düşmanca tavır alan ülkelere yönelik ağır yaptırımların uygulanması yer alıyor. Tahran yönetimi, bu kararı alarak Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenlik haklarını en üst seviyeye taşıdığını ve uluslararası deniz trafiğinde yeni bir dönemi başlattığını resmen ilan etmiş oldu.

Hürmüz Boğazı'ndaki yeni yönetim biçiminin detaylarını paylaşan Nikzad, geçişlerin artık tamamen İran Meclisi tarafından oluşturulan yasa ve özel izin mekanizmalarına tabi olacağını vurguladı. Özellikle İsrail bayrağı taşıyan veya İsrail ile doğrudan bağlantılı olan gemilerin boğazdan geçişine asla müsaade edilmeyeceği net bir dille ifade edildi. Buna ek olarak, İran'a karşı düşmanca girişimlerde bulunan diğer ülkelerin gemileri için de savaş tazminatı ödeme şartı getirildi. Bu tazminatı ödemeyen ülkelerin gemileri için boğazın kapıları tamamen kapalı tutulacak ve İran'ın belirlediği kurallara uyum sağlamayan hiçbir ticari geminin bölgeden geçişine izin verilmeyecek.

Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği, küresel enerji güvenliği açısından dünyanın en kritik deniz yolu olma özelliğini taşıyor. Geçmişte yaşanan bölgesel gerilimler, boğazın kapatılması veya geçişlerin kısıtlanması tehditlerinin küresel piyasalarda devasa enerji şoklarına neden olabileceğini defalarca göstermiştir. Tahran yönetimi, bu yeni 12 maddelik planı, petrolün millileştirilmesi kadar tarihi bir adım olarak nitelendirerek, stratejik önemini vurguluyor. Geçmiş yıllarda yaşanan "tanker savaşları" ve bölgedeki askeri hareketlilik düşünüldüğünde, bu yeni protokolün enerji piyasalarında ciddi bir istikrarsızlık riski yaratabileceği küresel analistler tarafından yakından takip ediliyor.

Ziyaret sırasında Nikzad'a eşlik eden İran Meclisi Bayındırlık Komisyonu Başkanı Muhammed Rıza Rızai ise sistemin ekonomik boyutuna dikkat çeken çarpıcı açıklamalarda bulundu. Rızai, Hürmüz Boğazı'nı yönetmenin nükleer silah elde etmekten çok daha önemli bir stratejik kazanım olduğunu savunarak, bu bölgeden elde edilecek gelirin paylaşım modelini açıkladı. Buna göre, boğaz geçişlerinden toplanacak gelirlerin yüzde 30’u İran silahlı kuvvetlerinin askeri kapasitesini güçlendirmek için, kalan yüzde 70’lik büyük kısım ise halkın yaşam standartlarını iyileştirmek ve ülkedeki yerel kalkınma hamlelerini finanse etmek için kullanılacak. Bu durum, İran’ın Hürmüz üzerinden hem askeri bir caydırıcılık hem de ekonomik bir gelir kaynağı oluşturma hedefinde olduğunu açıkça gösteriyor.

Enerji piyasası uzmanları, İran'ın bu hamlesinin küresel petrol fiyatları üzerinde kısa vadede yukarı yönlü bir baskı oluşturabileceği konusunda birleşiyor. Özellikle ABD ve Avrupa Birliği ülkelerinin bu karara nasıl bir tepki vereceği ve bölgedeki askeri varlıklarını nasıl konumlandıracakları, önümüzdeki günlerin en büyük soru işareti olarak duruyor. Birçok uluslararası hukuk uzmanı, bu 12 maddelik planın uluslararası deniz hukuku ve serbest geçiş hakkı ilkeleriyle ne kadar uyumlu olduğu konusunda ciddi çekinceler taşıdıklarını dile getiriyor. Tahran'ın bu kararı, sadece bir transit geçiş düzenlemesi değil, aynı zamanda küresel güç dengelerine karşı atılmış meydan okuyucu bir jeopolitik hamle olarak değerlendiriliyor.

Önümüzdeki süreçte Hürmüz Boğazı’nda yaşanacak her türlü gelişme, dünya ekonomisinin genel seyri üzerinde belirleyici bir rol oynamaya devam edecek. İran’ın kararlı duruşu ve bu 12 maddelik planı uygulama konusundaki ısrarı, bölgedeki tansiyonun düşmeyeceğinin en somut göstergesi olarak kabul ediliyor. Yatırımcıların ve dünya genelindeki enerji tüketicilerinin, bölgeden gelecek yeni açıklamaları ve askeri hareketlilik raporlarını dikkatle izlemesi büyük önem arz ediyor. Hürmüz Boğazı'ndaki bu yeni yönetim döneminin, küresel ticaret yollarında kalıcı bir değişikliğe mi yol açacağı yoksa diplomatik bir pazarlık süreciyle mi sonuçlanacağını zaman gösterecek.