İtalya Roma Cumhuriyet Başsavcılığı, 29 Nisan tarihinde uluslararası sularda Küresel Sumud Filosu’na yönelik düzenlenen İsrail askeri müdahalesiyle ilgili resmi bir soruşturma başlattı. İtalyan ANSA haber ajansının savcılık kaynaklarına dayandırdığı bilgilere göre, aralarında Thiago Avila ve Seyf Ebu Kişk’in de bulunduğu aktivistlerin zorla alıkonularak İsrail topraklarına götürülmesi "insan kaçırma" suçu kapsamında değerlendiriliyor. Söz konusu şikayetler üzerine harekete geçen İtalyan makamları, uluslararası hukukun açıkça ihlal edildiği iddiasıyla süreci derinleştirme kararı aldı. Bu gelişme, insani yardım taşıyan sivil gemilere yönelik gerçekleştirilen operasyonların hukuki sonuçlarını bir kez daha dünya gündeminin merkezine taşıdı.

Gazze ablukasını kırmak ve bölgeye yaşamsal yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu, 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan'da Barselona'dan hareket etmişti. 39 farklı ülkeden 345 gönüllünün katılımıyla 26 Nisan'da İtalya'nın Sicilya Adası'ndan ayrılan filo, Girit Adası açıklarında İsrail ordusunun hukuk dışı müdahalesiyle karşılaştı. İsrail güçleri, 177 aktivisti alıkoyarak teknelere ciddi zararlar vermiş ve 31 kişinin yaralanmasına yol açan sert bir müdahale gerçekleştirmiştir. Geri kalan tekneler Yunan kara sularına dönmek zorunda kalırken, alıkonulan aktivistlerin birçoğu 1 Mayıs tarihinde serbest bırakılarak Girit'e geri gönderildi.

Yaşanan bu olay, İsrail'in uluslararası sulardaki sivil gemilere yönelik sergilediği ilk saldırı değildir ve bu nedenle büyük bir önem arz etmektedir. Roma Cumhuriyet Başsavcılığı, daha önce 1 Ekim 2025'te gerçekleşen benzer bir saldırıya ilişkin 21 Ekim 2025'te de bir soruşturma başlatmıştı. Geçtiğimiz ay bu dosyaya "işkence" suçlamasının eklenmesi, İtalyan yargısının İsrail'in sivil aktivistlere yönelik tutumuna karşı takındığı sert tavrı net bir şekilde ortaya koyuyor. Geçmişteki bu hukuksuz eylemler, mevcut soruşturmanın sadece münferit bir olay değil, sistematik bir ihlaller zinciri olarak ele alınacağını gösteriyor.

İsrail ordusunun elinde tuttuğu süre boyunca yoğun fiziki işkenceye maruz kaldığı belirtilen aktivistlerin durumu, uluslararası insan hakları örgütleri tarafından yakından takip ediliyor. Özellikle Abukeshek ve Avila'nın maruz kaldığı iddia edilen kötü muameleler, küresel kamuoyunda geniş bir tepkiyle karşılandı. Aktivist gruplar ve sivil toplum kuruluşları, İsrail'in "yasa dışı alıkoyma" eylemlerinin durdurulması için dünya genelinde diplomatik baskı oluşturulması çağrısında bulunuyor. Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası hukuk mercilerinin, bu tür saldırıların cezasız kalmaması gerektiği yönündeki beklentileri her geçen gün daha yüksek sesle dile getiriliyor.

Hukuk uzmanları, uluslararası sularda gerçekleşen bu tür müdahalelerin Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne aykırı olduğunu ve "korsanlık" veya "adam kaçırma" statüsünde değerlendirilebileceğini vurguluyor. Savcılık tarafından açılan bu soruşturma, mağdur olan aktivistlerin haklarını arama noktasında emsal teşkil edebilecek nitelikte bir adım olarak görülüyor. Özellikle İtalyan bayrağı taşıyan teknelere yönelik saldırıların İtalyan yargı yetkisi dahilinde olması, İsrailli yetkililerin yargılanması ihtimalini uluslararası hukuk zemininde tartışmaya açıyor. Bu tür hukuki girişimlerin, gelecekteki insani yardım misyonları için bir caydırıcılık unsuru olup olmayacağı ise uzmanlar tarafından yakından izleniyor.

Sonuç olarak, İtalyan yargısının başlattığı bu süreç, adaletin tesisi ve uluslararası hukukun korunması adına kritik bir dönemeçte duruyor. Halen Yunan kara sularında misyonlarının devamı için bekleyen onlarca tekne ve aktivist, bölgedeki insani krizin boyutlarını gözler önüne sermeye devam ediyor. Okuyucuların bu süreçteki gelişmeleri yakından takip etmesi, insani yardım faaliyetlerine yönelik baskıların engellenmesi açısından büyük bir önem taşıyor. Küresel Sumud Filosu’nun mücadelesi, sadece Gazze’ye yardım ulaştırma çabası değil, aynı zamanda uluslararası sularda seyrüsefer ve yardım hakkının savunulması mücadelesidir.