Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Kanal 7 ekranlarında katıldığı canlı yayında Türkiye'nin aile politikalarına ve dijital çağın çocuklar üzerindeki etkilerine dair kritik açıklamalarda bulundu. Bakan Göktaş, özellikle çocukların dijital dünyada karşı karşıya kaldığı hukuki ve sosyal risklere dikkat çekerek, devletin temel amacının yasaklayıcı değil, yol gösterici ve denetleyici bir mekanizma oluşturmak olduğunu vurguladı. 3 Mayıs 2026 tarihinde gerçekleşen bu açıklamalar, hükümetin yeni dönem aile vizyonunun temel taşlarını oluşturması bakımından büyük önem taşıyor. Bakan, çocukların dijital platformlarda daha güvenli bir şekilde güçlendirilmesi için ailelerle iş birliği içinde çalışacaklarını ifade etti.

Bakan Göktaş, programda Belçika'dan Türkiye'ye uzanan kişisel kariyer yolculuğundan da bahsederek, değerler çatışması nedeniyle Türkiye'de görev almayı tercih ettiğini belirtti. Türkiye'nin aile yapısını korumak adına 2024-2028 Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesine Yönelik Eylem Planı'nın kararlılıkla uygulandığını hatırlatan Göktaş, nüfus oranlarındaki düşüşü tersine çevirmek için uzun vadeli stratejiler geliştirdiklerini ifade etti. Bu kapsamda hayata geçirilen "Aile ve Nüfus On Yılı Vizyon Belgesi", devletin demografik yapıyı güçlendirme konusundaki kararlılığını ortaya koyan en önemli belgelerden biri olarak öne çıkıyor. Bakan, hedeflenen on yıllık süreci başarıyla tamamlamak için gerekli tüm mekanizmaların aktif şekilde çalıştığının altını çizdi.

Aile dostu bir ekosistem inşa etme vizyonuyla hareket ettiklerini belirten Bakan Göktaş, son 1,5 yıllık süreçte atılan somut adımları detaylandırdı. Babalık izninin iki haftaya çıkarılması ve koruyucu ailelere yönelik tanınan 10 günlük özel izin hakkı, bu sosyal politikaların en dikkat çekici örnekleri arasında yer alıyor. Özellikle doğum izinlerinin 24 haftaya yükseltilerek OECD ortalamasının üzerine çıkılması, hükümetin aile kurumunu ekonomik ve sosyal açıdan destekleme çabasının bir göstergesi olarak kabul ediliyor. İş ve yaşam dengesini kurmak adına uzaktan çalışma ve esnek modellerin yaygınlaştırılması, bakanlığın önümüzdeki dönemdeki temel çalışma alanlarından biri olmayı sürdürecek.

Sosyal medya kısıtlamaları ve dijitalleşmenin çocuklar üzerindeki olumsuz etkileri hakkındaki soruları yanıtlayan Göktaş, teknolojinin hayatın vazgeçilmez bir parçası olduğunu ancak kontrolsüz kullanımın ciddi riskler barındırdığını belirtti. Bakan, çocukların dijital dünyada maruz kalabilecekleri siber zorbalık, uygunsuz içerikler ve hukuki boşlukların giderilmesi için rehberlik odaklı bir yaklaşım benimsediklerini dile getirdi. Ailelerin bu süreçteki rolünün kritik olduğunu vurgulayan Göktaş, ebeveynlerin bilinçlendirilmesinin çocukların korunmasında en etkili kalkan olduğunu savundu. Bakanlık olarak dijital okuryazarlık eğitimlerini artırarak, teknolojiyi bir tehdit değil, faydalı bir araç haline getirmeyi hedeflediklerini sözlerine ekledi.

Uzmanlar, Bakan Göktaş'ın bahsettiği "denetleyici ancak özgürlükçü" yaklaşımın, modern toplumların dijitalleşme sürecindeki en sağlıklı yöntemlerden biri olduğunu belirtiyor. Özellikle nüfus politikalarındaki düşüşün, sadece ekonomik değil, sosyal destek mekanizmalarıyla da desteklenmesi gerektiği görüşü yaygın kabul görüyor. Uluslararası kuruluşların verileri de, aile dostu çalışma modellerinin hem iş verimliliğini hem de aile içi huzuru artırdığını kanıtlıyor. Türkiye'nin bu vizyon belgesiyle, gelişmiş ülkelerin aile politikalarıyla uyumlu, ancak kendi kültürel değerlerini koruyan bir model oluşturmaya çalıştığı gözlemleniyor.

Sonuç olarak, Aile ve Nüfus 10 Yılı Vizyon Belgesi, Türkiye'nin gelecekteki toplumsal yapısını şekillendirecek en kapsamlı yol haritası olarak karşımıza çıkıyor. Bakan Göktaş'ın çağrısı, sadece devletin değil, tüm toplumun çocukların dijital güvenliği konusunda sorumluluk alması gerektiğine işaret ediyor. Önümüzdeki günlerde bu vizyon belgesi çerçevesinde yeni yasal düzenlemelerin ve farkındalık projelerinin hayata geçirilmesi bekleniyor. Okuyucularımızın ve ebeveynlerimizin, Bakanlık tarafından yürütülen güncel çalışmaları takip ederek çocukların dijital dünyadaki güvenliğini sağlamak adına sunulan rehberlik hizmetlerinden faydalanmalarını tavsiye ediyoruz.