Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, başkent Kahire’de Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) Genel Sekreteri Mathias Cormann ile gerçekleştirdiği kritik görüşmede, ülkesinin karşı karşıya kaldığı devasa ekonomik kayıpları tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. Sisi, İsrail'in Ekim 2023 tarihinde Gazze Şeridi’ne yönelik başlattığı şiddetli saldırıların ardından bölgedeki jeopolitik dengelerin altüst olduğunu ve bunun Mısır ekonomisine faturasının 10 milyar doları bulduğunu açıkladı. Özellikle Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı hattında yaşanan güvenlik krizinin ticaret trafiğini durma noktasına getirdiğini belirten Sisi, bu durumun küresel tedarik zincirleri üzerindeki yıkıcı etkisine de dikkat çekti. Mısır yönetiminin son beş yıldır küresel krizlerle mücadele etmek için yoğun çaba harcadığını vurgulayan Sisi, ülkesinin bu zorlu süreçteki dirençli duruşunu uluslararası finans kuruluşlarının da takdir ettiğini ifade etti.
Yaşanan krizin temelinde, İsrail’in Gazze’ye yönelik askeri operasyonlarını gerekçe gösteren Yemen merkezli Husilerin Kızıldeniz’deki ticari gemilere yönelik başlattığı saldırılar yatıyor. Babu'l Mendep Boğazı'ndan geçiş yapan küresel kargo gemilerinin, güvenlik endişeleri nedeniyle Süveyş Kanalı rotasını terk ederek rotalarını Ümit Burnu'na çevirmesi, kanal gelirlerinde ciddi bir düşüş yaşanmasına neden oldu. Mısır ekonomisinin temel döviz girdilerinden biri olan Süveyş Kanalı'ndaki bu trafik kaybı, ülkenin zaten kırılgan olan mali yapısı üzerinde büyük bir baskı oluşturmaya devam ediyor. Sisi, bu durumu sadece bölgesel bir kriz olarak değil, aynı zamanda küresel ticaretin aksadığı bir "güvenlik çıkmazı" olarak tanımlarken, Mısır’ın bu süreçten en çok etkilenen ülkelerin başında geldiğini net bir şekilde ortaya koydu.
Tarihsel olarak Süveyş Kanalı, Doğu ile Batı arasındaki en kısa ve stratejik deniz yolu olma özelliğini her daim korumuş ve dünya ticaretinin yaklaşık yüzde 12'sini sırtlamıştır. Ancak İsrail-Filistin çatışmasının genişlemesi ve buna bağlı olarak İran destekli grupların devreye girmesi, bölgeyi bir anda dünyanın en tehlikeli lojistik hattına dönüştürdü. Geçmişte de çeşitli bölgesel gerilimlere sahne olan kanal, ilk kez bu denli uzun süreli ve sistematik bir boykotla karşı karşıya kalmış durumda. Süveyş Kanalı'nın sunduğu ekonomik avantajların, güvenlik zafiyetleri nedeniyle alternatif rotalara kayması, sadece Mısır için değil, aynı zamanda Avrupa ve Asya arasındaki tüm ticari operasyonların maliyetlerini de ciddi oranda artırdı.
Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, OECD Genel Sekreteri Cormann ile yaptığı görüşmede, sadece mevcut krizleri değil, aynı zamanda İran ile İsrail arasındaki gerilimin (ABD/İsrail-İran Savaşı) küresel piyasalara olan yansımalarını da detaylıca ele aldı. Mısır’ın bu çok katmanlı krizlerle başa çıkmak için yapısal reformlara hız verdiğini belirten Sisi, OECD’nin ekonomi ve kalkınma alanındaki desteğinin önemine özellikle vurgu yaptı. Uluslararası finans kuruluşlarının Mısır’ın attığı adımları olumlu karşıladığını belirten Sisi, ülkesinin uzun vadeli istikrarı için küresel ortaklarla iş birliğini artırmanın hayati bir zorunluluk olduğunu ifade etti. Mısır tarafı, bölgedeki tansiyonun düşürülmesinin sadece insani bir gereklilik değil, aynı zamanda küresel ekonomik istikrarın korunması için de şart olduğunu savunuyor.
Ekonomi uzmanları, Süveyş Kanalı'ndaki 10 milyar dolarlık kaybın Mısır’ın dış borç ödeme kapasitesi ve enflasyonla mücadelesi üzerinde uzun vadeli olumsuz etkiler yaratabileceği konusunda uyarıyor. Kanal gelirlerindeki bu keskin düşüş, Mısır poundunun değer kaybı ve döviz rezervlerindeki erimeyi tetikleyebilecek bir katalizör işlevi görüyor. Uzmanlar, alternatif rotaların (Ümit Burnu) hem zaman hem de yakıt maliyeti açısından çok daha pahalı olduğunu, ancak sigorta primlerindeki artışın gemileri Süveyş rotasından uzaklaştırdığını belirtiyor. Bölgedeki güvenlik riskleri tamamen ortadan kalkmadan, Süveyş Kanalı'nın eski ticari hacmine dönmesinin oldukça zor olduğu ve Mısır’ın bu kayıpları telafi etmek için daha fazla dış kaynağa ihtiyaç duyabileceği öngörülüyor.
Sonuç olarak, Mısır’ın içinde bulunduğu bu ekonomik darboğaz, Orta Doğu’daki çatışmaların sadece siyasi değil, aynı zamanda küresel ekonomi için ne kadar yıkıcı sonuçlar doğurabileceğini kanıtlıyor. Önümüzdeki süreçte, bölgedeki ateşkes çabalarının sonuç vermesi ve Kızıldeniz’deki güvenliğin yeniden tesis edilmesi, hem Mısır’ın ekonomik toparlanması hem de dünya ticaretinin normalleşmesi için belirleyici olacaktır. Okuyucularımıza, küresel ticaretin nabzını tutan bu kritik gelişmeleri yakından takip etmelerini ve jeopolitik risklerin doğrudan cüzdanlarına yansıdığını unutmamalarını hatırlatıyoruz. Mısır’ın yaşadığı bu 10 milyar dolarlık kaybın, dünya genelindeki ürün fiyatlarına nasıl bir "savaş primi" olarak yansıdığını önümüzdeki günlerde daha net göreceğiz.