Filistin Gazeteciler Sendikası, Dünya Basın Özgürlüğü Günü kapsamında yaptığı açıklamada, 2026 yılının başından bu yana Filistinli basın mensuplarına yönelik yaklaşık 300 farklı suç ve ihlalin kayıt altına alındığını duyurdu. İşgal altındaki Batı Şeria'nın El-Bire şehrinde sendika merkezinin önünde toplanan gazeteciler, İsrail'in bölgedeki basın çalışanlarını sistematik bir şekilde hedef almasını sert bir dille protesto etti. Yapılan açıklamada, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının başladığı 7 Ekim 2023 tarihinden bu yana hayatını kaybeden gazeteci sayısının 262'ye ulaştığı açıklandı. Bu tablo, bölgedeki medya çalışanlarının hem sahada görev yaparken hem de yaşam alanlarında karşı karşıya kaldığı devasa boyuttaki güvenlik risklerini bir kez daha gözler önüne serdi.
Sendika yetkilileri tarafından paylaşılan veriler, İsrail'in basın üzerindeki baskısının sadece doğrudan saldırılarla sınırlı kalmadığını, aynı zamanda çok boyutlu bir sindirme politikasına dönüştüğünü gösteriyor. 2026 yılı içerisinde 10 gazetecinin doğrudan yaralandığı, 22 gazetecinin gözaltına alındığı ve 120 basın mensubunun haber takibi sırasında alıkonulduğu ifade edildi. Ayrıca, haber takibinden men edilme ve yerleşimci grupların saldırıları gibi toplamda 300'e varan ihlal vakası, bölgedeki basın özgürlüğünün tamamen askıya alındığını kanıtlıyor. Özellikle 240 olayda basın ekiplerine doğrudan ateş açılması ve 352 olayda gaz ya da ses bombası kullanılması, İsrail ordusunun gazetecileri meşru birer hedef olarak gördüğünü ortaya koymaktadır.
Ekim 2023'ten bu yana kayıt altına alınan toplam 3 bin 983 ihlal, İsrail'in bölgedeki medya faaliyetlerini engellemek için ne kadar geniş kapsamlı bir strateji yürüttüğünü belgeliyor. İstatistikler, 2023 yılında 1072, 2024 yılında 1325 ve 2025 yılında 1286 ihlalin yaşandığını göstererek saldırıların yıllar bazında artarak devam ettiğini kanıtlıyor. Bu süreçte sadece gazeteciler değil, medya kuruluşlarına ait 187 ofis ve 140 konut da yerle bir edildi. Bu durum, sadece habercilerin değil, onların yaşam alanlarının ve ailelerinin de İsrail'in savaş makinesi tarafından doğrudan hedef alındığını gösteren acı bir gerçektir.
Filistin Gazeteciler Sendikası Başkan Yardımcısı Ömer Nazzal, bölgedeki gazetecilerin "istisnai ve benzeri görülmemiş" derecede zorlu koşullar altında görevlerini icra etmeye çalıştıklarını vurguladı. Nazzal, İsrail'in savaş makinesinin en sert haliyle gazetecilere saldırdığını belirterek, bu suçların cezasız kalmaması gerektiğini ifade etti. Basın Özgürlüğü Komitesi Başkanı Muhammed el-Lahham ise, özellikle 262 gazetecinin yaşamını yitirmesinin, modern dünya tarihinde bir meslek grubuna yönelik en büyük katliamlardan biri olduğunu kaydetti. Yetkililer, uluslararası kamuoyunu ve basın örgütlerini, İsrail'in basın çalışanlarına yönelik işlediği bu sistematik suçlar konusunda daha fazla sorumluluk almaya davet etti.
Uzmanlar, gazetecilere yönelik bu saldırıların sadece bireysel birer vaka değil, bilinçli bir "susturma stratejisi" olduğunu belirtiyor. Raporda yer alan "gazetecilerin aile üyelerinden 713 kişinin hayatını kaybetmesi" verisi, saldırıların medya çalışanlarının tüm sosyal çevresini kapsayacak şekilde genişlediğini ortaya koymaktadır. Bu durum, gazetecilerin sadece mesleki faaliyetlerinden dolayı değil, aynı zamanda toplumsal hafızayı diri tuttukları için de cezalandırıldıklarını göstermektedir. Uluslararası hukuk uzmanlarına göre, basın mensuplarının kasıtlı olarak hedef alınması, Cenevre Sözleşmeleri ve uluslararası insancıl hukukun açık bir ihlalidir.
Sonuç olarak, Filistinli gazetecilerin karşı karşıya kaldığı bu vahim tablo, bölgedeki gerçeklerin dünyaya ulaşmasını engellemeye yönelik bir çabanın ürünüdür. Okuyucuların ve uluslararası toplumun, özgür basının susturulmasına karşı sessiz kalmaması, bu ihlallerin küresel çapta bir insan hakları meselesi olarak ele alınması gerekmektedir. Gazetecilerin hedef alınması, aslında gerçeğin kendisinin hedef alınması demektir ve bu durum karşısında evrensel basın ilkelerinin savunulması zorunluluk arz etmektedir. Tüm dünya genelindeki medya kuruluşlarını ve insan hakları savunucularını, Filistinli gazetecilerin sesi olmaya ve İsrail'in bu hukuksuz uygulamalarına karşı somut adımlar atmaya çağırıyoruz.